Pages

26 Ekim 2015

0 Mutluluğunu İhmal Etme!


Bugün kendimi herzaman kalktığım saatten daha erken bir saatte uyanık buldum.

Gün ışımamış puslu bir lacivert doldu ciğerimden geççip temiz havayla...

 Soğuk havanın titretmesine aldırmadan  pencerenin açıklığında kalakaldım usulca...

Vakit geçti aktı benliğimden sabah ezanını okuyan müezzinin sesiyle irkildim...

Aydınlandı doğa, kuşları duydum önce yıldızları sildi güneş mavilikler temizlendi... Araba sesleri, telaşlı adımlar, çocuk cıvıltısı, ekmek kokusuna dokundum...

Sonra aklıma geldi...her şey tamam belki de hep eksik... peki mutluluk?


Koştururken, çalışırken,hep bir yerlere yetişmeye çabalarken, hayallerden arınırken, bezmişken ,belki sinmişken kim bilir küsmüşken:ama mutluluk?

 
Karar verdim bu sabah: mutluluk ihmale gelmez!

Taze bir simiti bölüşmek sabahları 10 dakika erken uyanıp biraz egzersiz yapmak, hava ne kadar soğuk olursa olsun  odanızın camından içeri dolan havaya koca bir nefeslik merhaba demek: mutluluk.





Şu sıra kafamı olumlama tekniklerine takmış olabilirim!eh hal böyle olunca sizlerle de paylaşmadan edemedim.Aslında oldukça basit ve hepimizin bildiği bir şey bu.Sabahları birkaç dakika uyanır uyanmaz yüksek sesle kendinize güzel sözler söylüyorsunuz.ama bu cümlelerin içinde kesinlikle gelecek ibaresi yada olasılık olmamalı.
Örneğin: "mutlu olacağım" dememeli.Şimdiye vurgu yapıp "mutluyum!" demeli.Ve bol bol gülümsemeli! Somurtmak kadar gülümsemek de bulaşıcı=)




Kendinize 3-4 kısa tümce seçip 1 ay boyunca her sabah ve akşam yüksek sesle tekrar etmek çok iyi hisettiriyor!unutmamak için ise sabah alarmı ile birlikte her sabah bir hatırlatıcı olumlama yapmayı hatırlatabilir.(Ben öyle yapıyorum)


Modernite basit ve mutlu yaşamayı unuttururken, kendimizi hatırlamak bize düşüyor!

Bu da şarkı:



Peki siz kendinizi nasıl mutlu ediyorsunuz? Neler yapıyorsunuz?Bir sonraki postun konusunu sanırım anladınız=) Benim de sizlerden ilham almaya ihtiyacım var.

Yorumlarınızı ve maillerinizi bekliyorum!


8 Ekim 2015

4 Eurovision Şarkı Yarışması mı Hani Nerede?!


 

Allah'ım Çok mutsuzum!Kaç Yıldır Eurovision şarkı yarışması'nda kendi ülkesini göremedi bu gözler!
Ya tamam biliyorum korkunç şarkılarla katılmışlığımız var evet adil bir oylama yok ama ben yine de o şaşkın yarışmayı seviyordum!

Birkaç ay öncesinden Türkiye'yi hangi sanatçının temsil edeceğini öğrenmek sonra yeni şarkıyı merakla beklemek...Hele yarışma günü!Sanki sahnede şarkıyı ben söliycem öyle bir heyecan yani!

Kimilerine göre modası geçmiş olabilir ama benim gibi hala seven birileri de olmalı!

Benim gibi yarışmayı özleyenlere Eurovision Şarkı Yarışması top 10 Listem :



1- 1997'den Şebnem Paker'in Dinle şarkısı hala unutulmazlar arasında.






2- 2004 Sırbistan'dan  Lane Moje






3- 2014'de Danimarka The Common Linets






4- 2004'de Sevgili komşumuz Yunanistan'dan Helena ve My Number One;






5- 1995 Norveç Nocturne ile aşık ediyor!






6- 1997' Loxembourg'dan efsane şarkı "Tu te reconnaitras"

                                               




7-  2009'da Norveç ve Alexander Rybak







8- 2013'  Danimarka'dan Emmelie de forest





9-  2008 ' Norveç den Hold on be Strong ile en sevdiklerimden biri oluyor





10-  2006 Yunanistan Anna Vissi ile Everything




Sizin Favori listeniz de kimler var???


0 Mazi ve Şimdi

 Selam!Haftanın son gününe bir kala, Ankara olağan griliğine bürünmüşken fazla boşlamadan  yazmak istedim...

Geçen ay uzun süredir görüşmediğim çok eski ve değerli bir arkadaşımdan güzel dileklerle dolu bir mail aldım.İnsan ruhuna kıymet verdiklerini kedi yavruları gibi etrafında toplamak istiyor.Ama olmuyor.Yaşam koşulları tüketilen hayat tarzı ve hep yeni insanlarla tanışma durumu belki de elimizdekilerin kıymetini anlamamızda ki engellerden bazılarıdır...Bazen de sadece olması gerekenleri yaşıyoruz ve giderek evriliyoruz...Değişime engel olamamak da lezzetli aslında.

Aldığım mailin içtenliği ne geçen yılları anımsattı ne de kırgınlıkları hortlattı.Atılan İyi niyetli adımlara ve affetmeye bazen unutup bazense yeniden hatırlamaya hepimizin ihtiyacı var.Tabi her zaman böyle olamıyor.Kırılıyoruz kırıyoruz bazen hiç olmadığımız biri gibi davranmayı deniyoruz.İnsanlar bizi kabul etsin korkusuyla ya da insanlar ne der baskısıyla.Ve tüm bunlar olurken en büyük haksızlığı kendimize yaparken ki esas vazgeçişte benliğimizden oluyor...

İyiliğin enerjisine hep inanmak gerek.Netice de biri çıkıyor ve sizi anlıyor siz daha ağzınızı açmadan cümlelerinizi tamamlıyor gözyaşı değil kahkahayı paylaşmanızı sağlıyor sizi siz yapan her noktayı bilmese de sizi olduğunuz gibi kabul ediyor. Bu belki psikiyatrınız belki hocanız belki ailenizden biri yada bir dostunuz...

İşte onlar iyi ki varlar!





6 Ekim 2015

0 AŞK ARAMAKTIR...

Zaman geçip de okuduğunuz kitaplar yığınlaşınca beylik laflar ederken buluyorsunuz kendinizi- en azından ben de işler böyle yürüyor- Yaz bitti.Farkında olmayanlar için bunu söyleyip sevimsizlik yaptığım için üzgünüm.Ya da değilim kim bilir?

Yaz biterken uzun kitap listelerimden günler ve haftalar çalan bir kitabın beylik bir kıssasıydı bu başlık "aşk aramaktır" dedi Pamuk.Hiç bir zaman Orhan Pamuk hayranı olmadım.Olamadım aslında bunun sebebinin lüzumsuz zaman dilimlerin de tanıştığım yanlış seçilmiş kitaplarına bağlıyorum.Zira yaz boyu beni ürkütücü iç daralmalarına sürükleyen okudukça ürkütücülüğü artan, elimden bırakmak için dakika saydığım(ki bu olay Mina Urgan'ın Bir Dinazor'un Anıları'ndan beri başıma gelmemişti!) lakin bırakınca da büyük bir vicdan hezeyanı duyduğum "Ertesi bölüm de ne olacaktı ki acaba?!" diye kendi kendimi bıktırdığım bir roman bu dostlar.Evet bu bir roman ve sıkıcı olmayan kısmen fantastik sayılabilecek(!) ilginç esinlenmelerle yazarın tam 5 sene de bitirebildiği uzun uğraşlarla yazılmış bir eser.Kalın puntolarla koca koca O BİR NOBEL EDEBİYAT ÖDÜLÜ KAZANMIŞ YAZAR!

Güzel.Evet bu kitap zor okunuyor ve inceden ağır diliyle boğuyor. Lakin okunduktan sonra insanı beyhude kitaplardan kurtardığı için müteşekkir olunuyor!Sevdim mi? Hala kararsızım ama okuduğum için mutluyum...

Nedense bu yazıyı yazarken aklıma Nazım'ın Taranta Babu'ya Mektuplar'ı geldi.Okumadıysanız okuyun.Edebiyatın sağını solunu bırakın mısralara, kelimelerin anlam derinliğine dalın...


Aşk aramak
Aşk vazgeçmek
Aşk damıtılmamış duygu hanesi
Aşk en çok platonik,
Aşk yanmak,yanılmak
Her aşkın kendi parmak izi
 ayrıdır,
En çok içinde ki bedene kezzap...(Şuraya da benden saçmalıklı bir mırıldanma konduralım)





Yağmurlu havalar geldiğine göre buğulu sesleri paylaşma vaktim gelmiş demektir!Şu sıra hüzünlü sakin sesin de dinlendiğim Şenay Lambaoğlu gelsin benden size=)