Pages

24 Aralık 2012

7 BENİM YILIM!BENİM KAHRAMANIM!

Zaman su gibi akıp giderken, "benim yılım,benim kahramanım" LÖSEV 2013  takvimi satışa sunuldu!

LÖSEV için Trendus.com tarafından hazırlanan  projede 14 ünlü isim Lösemili çocuklarla kamera karşısına geçerek saatlerce poz verdiler.Her ay bir masal kahramanını canlandıran sanatçı ve sporcular LÖSEV'li çocukların gerçek kahramanı oldular.

Sizde dilerseniz sevdikleriniz ve kendiniz için 2013 takvimini alarak LÖSEV'e destek verebilirsiniz=)




23 Aralık 2012

19 TESADÜF DİYE BİR ŞEY YOKTUR.




Günlerdir uyumadan deliler gibi çalışıyorum..
müdür sürekli tepemde...yapmam gereken okadar çok şey var ki saatlerdir hiç bir şey yemediğimi, otel odasındaki komodinin üzerindeki çalar saate bakınca fark ettim.04:12 uçuşa 2 saat var...

....

uyumuşum.oda kapısının sert vuruluşuyla gözlerimi açtım.müdüre hanım tepemde " uçağı kaçırıcaz, acele et" fırçasını çekiyor.birkaç parça eşyamı el çantama sıkıştırdım.banyoya girip yüzüme su çarptım aynadaki kadına bi göz attım..30larımn başında olmamaa rağmen hala fit bir vücut küçük kırışıklıklar ve  dudağımın kenarındaki ukala gülümseyiş...istemeyerek geldiğim bu dört günlük iş seyahati, yine hayal kırıklığıyla sonlanan bi ilişkiden kaçış biletimdi...

müdürün sabırsız söylenmeleri artınca, rujumu tazelediğim gibi topuklu ayakkabılarımı ayağıma geçirdim...dün ki toplantının gerginliği hala geçmemişti.bizi bekleyen taksiye bindiğimizde, birkaç gündür nefes aldığım Antakya' ya hiç "bakmadığımı" fark ettim...

yol çabucak bitti.taksiden kendini önce atan müdürem,aynı hızla hava alan kapısından girip gözden kayboldu.sayısız dosya ve çantalarımla ağır aksak kapıdan geçtim..

Ankara için son çağrı yapılıyordu.ve artık koşmak zorundaydım.müdürün yanına ulaştığımda nefes nefeseydim göz göze gelmemeye çalışarak uçağa bindim.yüzündeki memnuniyetsiz ifadeyi, uçakta yanıma oturmayarak teyit etti.biletini bir yolcuyla değiştirmiş...açıkcası hiç umursamadım.hatta işime geidğini bile söyleyebilirim.pencere kenarındaki koltuğumda rahat rahat çalışabilirdim artık.koltuğa yerleştiğim sırada cep telefonumdaki mesajları yanıtlamam gerektiğini hatırladım.tamda bu sırada birinin bana baktığını hissettim.yinede başımı kaldırmadım.uçak kalkmadan mesajları cevaplamalıydım...

yüzümü telefon ekranından kaldırmamla yan koltuktaki adamla burun buruna gledik.ikimizde şaşırmıştk bikaç saniye konuşamadık.okadar yakındık ki birbirimize  nefes alıp verişini hissedebiliyodum.o birkaç saniyenin devamı utanç dalgalarını bedenimde ve yüzümde hissederek geldi.derhal kafamı çevirdim...

"-sizede iyi yolculuklar.
-teşekkürler....
-iş gezisinde misiniz?çok meşgul görünüyorsunuz
-evet
-bende iş gezisindeyim.bir seminer için gelmiştim.peki siz?
-toplantı sebebiyle burdayız
-ekibinizle mi geldiniz?bir hanfendi daha vardı yanınızda
-evet.
-neyle meşgulum demiştiniz?
-dememiştim.
-haklısınız dememiştiniz"

adamın ukala tavrı sinirimi bozmştu.konuslmamaya karar vermişken tekrar söze girdi.

"-cy finansdasınız sanırım.
-nerden anladınız?
-dosyanızın üzerinde yazıyor
-hmm evet...
-bı kartınızı rica edebiilir miyim?
-böyle bir şeye gerek olduğunu sanmıyorum.
-müşterilere hep böyle mi davranırsınız?Alt tarafı bir kart"

sanırım fazla asabiyet yapıyorum...dosyanın ön gözünden bir kart verip uzattım.

"-merhaba Deniz Hanım.bende Demir.tanıştığımıza çok memnun oldum.burdan ulaşabilir miyim size?
-şirket politikamız gereği özel numaralarımız kartlarda yer almıyor.üstelik oldukça büyük bir şirketiz benim haricimde sizinle ilgilenebilcek sayısız uzmanımız var."

bunları soyledikten sonra koltuğumu ayarladım ve hafif bi şekilde pencereye doğru döndüm.elimdeki dosyalardan birini açtm ve çalışmaya başladım...

yol boyunca bir daha hiç konuşmadık.zaman zaman yüzümde bakışlarını hissettiysemde başımı bir daha hiç kaldırmadım...uçak durduğu sırada kalkmak için hazırlanırken laptop çantamın olmadığını fark ettim.acilen çantamı bulmalıydım.müdürün beni 1 dakika daha bekliycek tahamüllü olmadığını biliyordum...

"-Deniz Hanım çantanız bende.aracınıza gidene kadar ben taşıyabilirim.
-hayır hayır hiç gerek yok.
-size yardım etmeme izin verin lütfen
-gerçekten gerek yok çok acelem var"

beni duymadı bile..okadar hızlı yürüyordu ki nerdeyse koşarak peşinden gittim.bütün ısrarlarıma rağmen çantamı vermemekte inat ediyordu.aksi gibi müdürde ortalarda yoktu...

havalanı çıkışına yaklaştığımızda müdürün sinirden kızarmış yüzünü gördüm

"-aracımız gelmiş.artık çantamı almam gerek.
-Peki
-teşekkür ederim.iyi günler
-Deniz Hanım?
-evet?
-tesadüf diye bir sey yoktur."

orda bir an duraksadım.sözlerini tamamlayınca arkasını döndü ve hızla yürümeye başladı.yağmur başlamıştı...beni bekleyen araca doğru giderken son kez arkasından baktım.sahi kimdi bu adam?




yeni yazdığım hikayenin ilk bölümünü güzel bir pazar akşamında paylaşmak istedim...

tesadüflere inanır mısınız?





2 Aralık 2012

20 AŞK...



Ne zaman çocukluğumuzun özlemini duyuyoruz?
yaşlandığımızı hissettiğimizde mi yaşlanmaya zorlandığımızda mı? ne zaman?





mahalle kültürünü hala yaşatan, küçük sokaklı,esnafıda gürültüsü de bol, tek kişinin kapısından ucu ucuna sığabildiği-hatta geniş kolda 2 şerli sıra bile olunamadığı(?)- içinde kel ama gözlüklü amcaların bulunduğu minicik dükkanlardan alınan kitaplar, çikolatalar,eve götürürken ucu koparılan ekmekler...




işte tüm bunları ve daha nicesini anımsatan, Ankara'nın köklü ve ilham veren semti Hamamönü...

ve bir dost sohbeti eşliğinde içilen Dünyanın en şahane kahvesi...










Hamamönü postunun başlığı neden aşk?

oralarda bir yerlerde derin bir ruh var...size deyip geçmemesi imkansız...



tek bir göz bebeğinin buluştuğu "bakamayış"
avuçların ıslaklığı terden
ritmini şaşırtanı heycanla
severiz.
tek bir sözü yüzünden olur ya
severiz.
suskunluğunu kimbilir...
belki yarenliğini
unutmasını
severiz.
hatırlamasını da.
o şehri seviyor ya
bizde onu,
severiz.
başkasını sevişini ,nede güzel seviyor...
kayboluşunda
kendini hatırlatmasını
severiz.
yarım yamalak ağız yakışını
düğüm oluşunu
yutkunamayışı
severiz.
kontrolsüz öfkeyi
dudak kenarındaki çizgiyi
ufacık anıdır da
son buseyi
ayrı severiz.
biz aslında sevmeyi severiz.
doğru ya en çok da tamamlanamayışı.
Allah korusun ya bütünü bulup
sıradanlaşırsa.
seni hepten kaybedersek?
Allah korusun.