Pages

26 Haziran 2012

3 LÖSEV

Defalarca prova yaptığımız sahneyi şimdi perde arkasından gözlemliyordum.dans ekibimiz kalabalık sayılırdı.Bordo renk kadife kumaştan yapılmış sahne perdesinin arkasından en ön sırada oturanlara baktım.minicik eller.minicik suratlar.yüzlerinde kocaman bembeyaz maskeler.yanlarında oturan endişeli ama vakur anne babalar...umutları yüreklerinden taşıp yüzlerine işlenmiş...

sahne sırası bize geldiğinde, yüzlerimizde kocaman gülümseler "onlar" için dans ettik."onlar"da gülümsedi.kocaman.bizden büyüktü gülüşleri.ama elleri...herbirinin elleri ufacıktı.kendileri gibi ufacıktı.küçücük elleri boya kalemi tutmalıyken doktor eli tutmuştu...bahçede saklambaç yakantop kovalamaca oynamaları gerekirken hastane koridorlarındaydılar.bembeyaz duvarlı koridorlar.hiç ucu bucağı yokmuş gibi görünen hastane kridorlarının çıkış kapısı vardı hemde kocamaaaaaan.çıkışa götüren yoldaysa LÖSEV en büyük yol göstericiydi...

14 yaşındayken gördüğüm o sahneden okadar çok etkilenmiştim ki şimdi ise benim gibi duyarlı arkadaşlarımla onlar için gönüllü olmaya karar verdik=)

Yıllardır lösemili çocuklara ve ailelerine destek veren LÖSEV'e sizde dilerseniz bağış yapabilir www.losev.org.tr adresinden detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz..

Hiçbir şey, bir çocuğun gülümsemesinden daha değerli olamaz dimi?






16 Haziran 2012

4 sevgili günlük part 2

zaman...
ne çok şey öğretiyor üstelik nasıl da hızlı geçiyor
gözümü açıyorum eylül kapatıyorum şubat.
tekrar açtğmda ise yaz gelmiş...koca yıl bitmiş yine...
muhakeme yapıyorum artı eksi veriyorum kendime
 "tamamsın oldun" demiyorum
gidiceğim yolların şimdiden hesabını tutmamaya çalışıyorum(!)
hayatımda yer edinenlere saygı duyuyorum
oldukları gibi kabul ediyorum.
insanların sınırlarını anlamlı buluyorum.
gidenlereyse kin büyütmüyorum onları da seviyorum
dualarımda onları da unutmuyorum.
yeni insanlar tanıyorum.önyargılarımdan utanıyorum.
karpuzu seviyorum suya doyamıyorum.
aşık olmayı çok özlüyorum.
aşkı özlüyorum.
resim yapmayı jazz müziği yeni cafeler keşfetmeyi seviyorum.
insanların hayat hikayelerini merakla dinliyorum.
karşımdaki insanın gülümsemesini kazanabilceğim anlara odaklanıyorum.
o anlarda çok deli oluyorum
annemin kapısına mektup bırakıyorum
akşamları evde hoplayıp zıplıyorum
sabahları şirinler izliyorum.
arkadaşlarımı yolcu ediyorum.
çiçeklere su vermeyi unutuyorum.
dilencilere para veriyorum.
çünkü bencilim.kendimi rahatlatıyorum ya oyüzden.
nefes alıp vermeyi de es geçiyorum.
nefesimi tutabilceğim anları yaratma peşindeyim..
hayat, aslında nefesimizi tuttuğumuz anlar toplamı değil mi?

hayatımızı anlamlı kılan herkese tam 3 defa iyki varsın!




yaz! iyki geldin!çok geç kaldın.
bir daha böyle yapma olur mu?

bu şarkı da bağımlısı olduğunuz herkese gelsin=)


14 Haziran 2012

1 1 KİTAP 1 FİLM 1 MÜZİK


Değişik kategorilerde kitap okumak isteyenlere felsefik ama bir okadar da kolay okunabilen kitaplar tavsiye edicek olsam, kuşkusuz bunların arasında ütopyalar üzerine yazılmış olan eserler de olurdu.

Campanella'nın yazdığı "Güneş Ülkesi" ütopik bir devlet tasarısıdır.kitabı ilginç kılansa yazarın düşünceleri sebebiyle 27 yılını hapiste geçirmesinin eserindeki izleridir.

sosyal yayınlarından çıkan kitap yalnızca 119 sayfa=) ozaman ne diyoruz kitaplıklarımız boş, kafalar cahil kalmasııııın=)

minnoş kedimde pek pof pof=)






bu seferki film önerimse Nüve'nin etkileriyle oluştu.yazılarımla ilgili  eleştiri almaktan çok keyif alıyorum.Nüve, yazılarımda ünlü şair Sylvia Plath'in etkilerini hissetiğini söyler."gizdökümcü şiir" geleneğinin temsilcilerinden olan yazar ile ilgili ayrıntılı bir post yapıcam.ama ondan önce melankolik yazarımızın aşk ve ızdırap dolu hayatı için  "SYLVİA" filmini izlemenizi öneriyorum=)





bu seferki müzikal önerim ise SADE "Still In Love With You"

hayatınızdaki herşey aşk kadar tılsımlı ve sonsuz olsun...