Pages

27 Aralık 2011

7 saat 7:00

telefonun alarmı....minik minik ve bangır bangır...gözümü açamıorum el yordamı komidinin üzerinden cep telefonumu alıp susturuyorum.

saat 7:10

alarm yine viyaklıyor.tek gözüm açılıo oda loş.havasız.yorganıma sıkıca sarılıyorum.yine Ankara'da buz gibi birgünün sabahına uyanmışım.tek ayağımı pembe yorganımın sıcak köşesinden çıkarıp ufak bir ölçme değerlendirme yapıyorum:

"okula gitsem miiiiiiii gitmesem miiiiiiiii"

"gitmiyim en iyisi"

 hemen yorganıma sıkı sıkı sarılıp yüzükoyun yatış halime geri dönüyorum.

saat 7:20

girmek zorunda olduğum econ dersi.farkındalık ve aydınlanma hali.istemeyerek yorganı savurup titreyerek pencereme yaklaşıyorum.camı açıp buz gibi havadan deriiiiiin bir soluk alıyorum.müziğimi açıp banyoya yollanıyorum.

ayna karşısında geçen oldukça kısa(!) bir vaktin ardından hızla çizmelerimi giyip evin kapısını  GÜM diye çekiyorum merdivenleri birer ikişer atlayak otobüs durağımın yolunu tutuyorum.

saat 8:10

otobüsüme kendimi atıp yarım saat sonraki ringe yetişip yetişememe ihtimalim üzerine istatistiki çalışmalar yaparkeeeeeeeeeeeennnnn arkadan bir teyze bağırıyor:

-Aaaa yeter ama canım!şöfööööör sana diyorum ne bekliyorsun yasak burda beklemek yürüsene aaa!

ablada ses son perdede.yok böle sevimsiz bişi.kadın susmuyor sürekli konuşuyor.kızının geç kaldığından, şikayetçi olcaklarından, işinden edeceğinden ve hadlerini bildireceğinden bahsediyor.

peki ben senin medeniyetsizliğini kimlere şikayet etmeliyim hanım abla?

yanlız bu arada otobüs şöförü gayet sukunetli.asla konuşmuyor.kadın daha da sinirlenip:

-birde benimle inatlaşıyorsun haaa!hareket etmiyorsun demeeeek!ben sana gösteririm sen benim kim olduğumu bilmiyorsun!

cümlesiyle naralarına devam ediyor.muavin sakinleştirmeye çabalıyor.mecburi beklediklerini anlayış göstermeleri gerektiğini rica ediyor.ama hayır!hanım abla susmuyor ve hemen memleketin sorunlarını da ele alıyor!:

-bu memleketi sizin gibiler bu hale getirdi zateeeen!siz yokmusunuz siz!(bknz:halka sesleniş)

yanındaki beyamca dayanamayıp söze karışıyor:

-yanlız bayaaan ne ilgisi var şimdi adamlarda direksiyon sallıyor kaç saat.bu insanlar emekçi onlarada günah değil mi?

- aa  kes sesini kes!seni dinlemiyorum!dinlemiyoruuuum!heralde vaktin çok!otur ozaman sabahtan akşama kadar otobüste seyahat et!

bu son cümle havayla vuku bulunca beni aldımı bir gülme:D:D yan yana oturan bu iki şehirli insana baktım.oldukça gür seslerle birbirlerini "kes!kapa çeneni!sana mi düştü?!" gibi keskin szcüklerle  tenkit ediyorlar.ve tüm bunlar olurken yan yana oturmaya da devam ediyorlar...

ayağa kalkıp yüzümde bir gülümsemeyle "DUR" butonuna bastım.iletişim sorunlarımızı ve egolarımızın ne denli yüksek olduğunu sorgulayarak otobüsten indim.ve kalabalığın ortasına bu parodiye şahit olmanın verdiği alaycılıkla koşar adım daldım...


26 Aralık 2011

1 Haftanın Parçası

 Havalar iyice soğudu...
Kırk  derece de bile üşüyen kalpler için,
Soğukla beraber gelen acımasız romantizm..
Ümit Besen'in Nikah Masası kadar ağdalı ama güzel:)
İyi haftalar canlar::)


5 Aralık 2011

7 İSİMSİZ...

Sevgililer ki; şehirleri katlanır kılan,

Şehirler ki; sevgilileri güzellikleriyle kıskandıran,

Aşklar ki iki yürek arasında mahsur kalan...

Anlatamadıklarımızdaki çekimdi tüm iyonları altüst eden..

Bizi savuran neydi susturup küçülten?

Yasakladıklarımız kimliklerimizdi ve hatta aramızdaki tüm sihir

Ve bilirdik ki kelimelerin ağırlığındaki anlam çapraşıklıkları,

Sinemizdeki tılsımın adıydı.Kabullenmezdik

Bakamazdık ki ulu orta ruh ilmeklerine...

Halbuki bilirdik daha bitmedi şarkı

Ateşe mi atılırdık, suyu mu yudumlardık?

Masallar biter miydi ki?

Şehirler hep ölümsüz değil miydi sonsuz ruhlarıyla?

Unuturmuyduk sahiden hiç olmamış gibi, hiç yaşanmamış, hissetmemiş gibi...

O anı geriye sarabilir miydik?

Şehirleri yaşanır kılan o ruhu tutar mıydınız ilmeklerinden? yoksa bırakır mıydınız suya ateşin sönüşüne şahitlik edercesine?

Cevaplarımız hep başka dudakların dil bükümünde

Benimse gözüm iki dudağının kıvrımındaki namede...


                                                      iyi haftalar=) wish you were here.

2 HAFTANIN PARÇASI

 Güne esneyerek başlıyoruz:)
 Nefes alıp veriyoruz...
 Benim gibi "aman yatağımı sonra toplarım" demiyoruz..
Aç aç sigara içmiyoruz..
Ona buna kızıp;"daha sahneye çıkmam"demiyoruz
Sesi açıp haftaya olumlu başlıyoruz
güzel bir hafta olsun canlar:)



11 Kasım 2011

16 CİVAYA BULANMIŞ AMİPLER...

Bazen, zaman; ellerinize suyun altından bakmak gibidir...
kırılmalarla uzar gider
hissedileni, dillendirileni besler durur...
üstelik, siz ruhunuzu beslemeyi unutmuşken...
bazen zaman ayrımsal farklılıklar ortaya koyar...
sahi yumurtanın sarısını beyazından ayırmak nekadar zordur...
ve bazı insanlar aradaki kabuk olmayı seçerler...
kimileri aşka aşıktır
kimileriyse figürlere...
aşka aşıklar; aşkı, aşkdan çok sevenlerdir.
ve buyüzdendir ki "onlar" ;
"aşkın, mutluluğun üstün gelmesi gereken bir tutku tutsaklığı" olduğunu bilmeyen silüetlere bulanırlar...
silüetler ki; var ile yok arası, pişmanlığın tam ortası, kalmak ve gitmek kararsızlığının komutası...
peki ya figürsel aşkı benimseyen civaya bulanmış amipler?



28 Ekim 2011

15 SENİ SEVİYORUM

Dünyaın  en anlamlı, en tüketilen,  içinde "EN"'leri bitiminde "HİÇ"'leri barındıran, her dilde sayısız imge ve ruhsal çağrışımın tatmamlayıcısı büyülü cümle:seni seviyorum.yalın.dümdüz.hayata gelme sebebi "sevme" eyleminin cümlesel şekli..Jehan Barbur'u İstanbul'lular ve Ankara'lılar iyi bilir...eşsiz ses eşsiz yorum...ağlatır, gülümsetir ,mutlu eder, alııır uzaklara postalar...dahası seni seviyorum diyemeyenlere cesaret verir...kalp kapakçıklarında sevginin ritmini duyumsayamayanlara sevgi pompalar...

bilenler eminim bu paylaşımdan keyif alıcaklardır.bilmeyenlerse bu eşsiz yorumu daha önce keşfedemedikleri için kendilerine kızacaklardır....

ben bu hafta SENİ SEVİYORUM cümlemi,  milletine sahip çıkan, provokasyonlara gelmeyen, aziz şehitlerimize ettiği duaları depremzedelere de yollayan, etniksel farkları değil insanlığı  baz alan, yüreğinde merhameti barındıran herkese  yolluyorum...




26 Eylül 2011

11 SAHNEDEYDİM...

ellerim titriyordu

keskin ışıkla çakışan gözbebeklerimin ani tepkisi ellerimi yapıştırdı

soğuk metali sımsıkı kavradım.

ben ki; bir sahnedeydim korkak ve sessiz.

halbuki bağıran bendim.

tüm kalabalığa en çatlak sesimle.

sen ki; meşeden masada oturan ifadesiz

gözlerin içimdeydi, sinemde, kirpiğimde

karanlığın içindeki ışığa aldanıp

gözümdeki cümlem, saçımdaki busem sandım.

sonra seslendim ışığa

indim sahneden boşluğa atılmış adım hissi...

elimde kalan soğuk metal kokusu ve kalbimde bir sonbahar korkusu ...




13 Ağustos 2011

7 TERKEDİLMEK

 kapı aralığından bir süre sessizce onu izledim.

sonra durmaktan sıkıldığım kapı eşiğinden çıkıp plastik sandalyeleri
gıcırdatarak dikkatni çekmeye çalıştım..
sırtımı dönüp oturdum.

arka balkona doğru kaçamak bir bakış fırlattım.
hayır.hala benim farkımda diildi!

bir hışım kalkıp gittim yukarı kata boya kalemlerimi almaya çıktım.rengarenk 24 'lü monami pastel boyalarımı ve resim defterimi aldım.merdivenlerden koşa koşa indim.

balkona çıktım küt die attım masanın üzerine ekipmanlarımı.dönüp baktı.ilk kez!balkon demirlerinden  bana bakıyordu işte!

gülümsedim.dudağını büktü.selaaaam dedim.ufladı.resim yapalım mı dedim.ses çıkarmadı tam içeri giricektim ki ah evet! koşa koşa geliyordu.merdivenlerin başında durup bana muzur bir gülümsemeyle baktı.trabzanlardan tutunarak basamakları yalpayarak çıktı.

yanıma oturdu.küçük ellerini ellerimin üzerine koydu.

ben üçgen çizemiyorum dedi.ben biliyorum  dedim omzunu silkti.elini tuttum birlikte üçgen çizdik.iki saat o balkonda öylece...hatta evler çiçekler bulutlar ve okula giden küçük kız çizdik.altına da kocaman DENİZ yazdık.küçük aşkımın adını....

giderken yanağıma minik bir öpücük yapıştırdı elimi sıkı sıkı tutup hoşçakal arkadaşım dedi.yaptığımız resme mutlulukla bakıp yarın görüşürz dedim

ertesi gün yaşıtlarıyla oynadı yine.bir ara içeri girdi.geri çıktığında arkadaşlarının hiç biri yoktu.bir köşeden onu izledim.ağlamaklı oldu, beni görünce içeri koştu.açık pencereden sesini duyabiliyordum.

anneanneeee beni bırakıp gitmişler hiç arkadaşım yok
denizcim dünki arkadaşın var ya hani resim çizmiştiniz
o benim arkadaşım diil!
aa neden?
arkadaşlar birbirleriyle oyun oynar!o benimle saklambaç oynamıyooooo sadece resim çizdik!

işte o an sükut-u hayale uğradım!sadece resim çizmişiz!.yahu 5 yaşındaki bir çocuk tarafından bile nasıl terkedilebiliyorum!halbuki ben gayet mesud idim!

ps: sevgili dostum Yusuf "neden yazıyoruz" sorusunu anlamlandırdı.çünkü anlatıcak hikayelerimiz varmış!

iyi haftasonları!

buda Nüve'nin favori şarkısı=) benden Deniz'e gelsin=)=)



1 Ağustos 2011

20 RAMAZAN:RUHSAL DETOKS!

Uzun uzun düşündüm bu yazımın başlığı ne olmalı diye….hisettiklerimi en iyi betimleyen keliME detoks oldu…daha ufacık bir kız çocuğuyken(hala büyüdüğüm söylenemez=)) anneannemin sayesinde tanıştım bu ruhani olguyla…babamın beni gelip almasını. anneannemin tavandan yere inen dev pencereli evinin camında beklerken, bir ezan sesi duyardım…ardından anneannemin ağzına attığı zeytin ve küçük ellerimin hurma kaselerini gidişi.bir rutindi bu….hemen ardından içtiği bol naneli yoğurtlu çorba…beyaz tülbentini düzeltip kıbleye yönelmesi.sofrada tekrar onu beklemek….ellerini göğsünde bağlayışını secdeye eğilişini kıpırdayan dudaklarını merakla seyretmem…derken sofraya tekrar oturması ve pirinç pilavını yemeye başlayışımız…o anlarda babamın gelip beni almasını hiç istemediğimi hatırlıyorum…onunla kaldığım gecelerde götürdüğü küçük ama şuan bile gözlerimin dolmasına sebebiyet veren  ışıl ışıl mahalle camisi…dizinin dibine oturup hiç bilmediğim kelimeleri birbiri ardına bana öğreten, maneviyatımın güçlülüğünü bana aşılayan canım anneannem….onsuz geçirdiğimiz 3. Ramazan…yine aydınlanma, dinlenme, durup muhakeme yapma kısaca; beynime, ruhuma, kimliğime reset atma zamanı…hepinize küçük
bir kız çocuğunun yüreğiyle hayırlı bir ramazan diliyorum…ve şimdi duyduğum her ezan sesinde anneanneme binlerce kez şükranlarımı sunuyorum….


16 Temmuz 2011

6 şu sıralar...

                                  
                                    bol bol limonata içiyorummm.o şekerlerde yol su elektirk olarak geri dönüyor!


                     
                                    yeni bişiler yaratma peşindeyiz bol bol araştırıp kafamızı karıştırıyoruz!


             
              arkadaşlarla görüşüp, hasret giderip kaçırdığımız maceraları dillendiriyoruz bol bol gülüyoruz=)

 


     ironik kitaplar okuyup kendimi rahatlatıyorum bide=)=)=) hepinize iyi haftasonları!!!!!!öpüldünüz bebekler!

27 Haziran 2011

19 Tatilde ne okusak??

şemsiyenin altındaki şezlonga uzanıp, ılık ılık esen rüzgara saçları teslim edip sere serpe güneşe gülümsediğimizde elimizde ya bi dergi olur ya bi kitap...sizi bilmem ama canım güneş, kemiklerime işlerken siyaset tartışmaları yada felsefi kitaplar beni açmıyor.eğlenceli,fantastik,tarihi kurgu, hatta azıcık saçma aşk romanlarını sahilde tüketmeye bayılıyorum.ne yazık ki tatile çıkmama daha uzun bir süre var.ama yinede tatile çıkıp kitaba gömülmeyi sevenlere birkaç kitap seçtim=)

                                                    1-)Elif Şafak-AŞK




                                                       2-)  Canan Tan-PİRAYE


 
                                                         3-)Meave Binchy-İTALYANCA AŞK BAŞKADIR



                                                          
                                                        4-)Gülse Birsel-YAZLIK



                                                      5-)Stephenie Meyer-ALACAKARANLIK SERİSİ




                                                           6-)Dan Brown-MELEKLER VE ŞEYTANLAR
                                                            


                                                          7-)Sheila Roberts-BİKİNİ MEVSİMİ




                                                             8-)Adam Fawer-OLASILIKSIZ


                                                        9-)Stieg Larsson-EJDERHA DÖVMELİ KIZ




                                                      10-)Alain Paris-SÜLEYMANIN SON RÜYASI
                                                       (muhteşem yüzyıl severlerin bayılcağı bir kitap=)




Gülse Birsel'in kitabını daha okuma fırsatım olmadı diğer kitapları çok severek okudum.Hepsi oldukça sürükleyici ve birbirlerinden çok farklı kitaplar=) peki ya sizin favori kitaplarınız neler?